Yaşamın Aynasında Esma-ül Hüsna'nın Işıltısı: Hayatın ve Zorlukların Güzelliği
"Her An, Her Zorluk Bir Öğretidir: Hayatı Yeniden Keşfedin"
Cemil-i Zülcelal'in tüm isimleri, Samedani deyişiyle Esma-ül Hüsna, hepsinin güzel olduğunu gösterir. Varlıklar içinde en nazik, en güzel ve en kapsamlı Samed aynası hayattır. Güzelin aynası güzeldir. Güzelin güzelliklerini gösteren ayna güzelleşir. O aynaya ne kadar güzellik gelirse, güzel olduğu gibi; hayata ne gelirse, gerçekte güzeldir. Çünkü o güzel olan Esma-ül Hüsna'nın güzel nakışlarını gösterir. Hayat, sürekli sağlık ve huzurda monoton bir şekilde devam etse, eksik bir ayna olur. Hatta bir yönüyle yokluğu hissettirir ve sıkıntı verir. Hayatın değerini düşürür. Ömrün tadını sıkıntıya çevirir. Zamanımı hızlı geçireyim diye sıkıntıdan ya eğlenceye ya da başka bir şeye atılır. Hapis süresi gibi, değerli ömrüne düşmanca davranıp, çabucak bitirmek ister. Ancak değişimde ve harekette ve farklı durumlar içinde devam eden bir hayat, değerini hissettirir, ömrün önemini ve tadını anlatır. Zorluk ve sıkıntıda bile olsa, ömrün geçmesini istemez. "Ah, güneş batmadı, gece bitmedi" diye sıkıntısından yakınmaz. Evet, çok zengin ve işsiz biri, rahat yatağında her şeyi mükemmel birinden sor; nasılsın? Elbette, "Ah, zaman geçmiyor, gel bir oyun oynayalım, ya da vakit geçirmek için bir eğlence bulalım," gibi üzgün sözleri ondan duyacaksın. Ya da uzun umutlarla, "Bu eşyam eksik, keşke şu işi yapsaydım," gibi şikayetleri duyacaksın. Sen bir musibetzededen veya çalışkan ve zor bir durumda olan bir fakirden sor; nasılsın? Eğer aklı başındaysa diyecek ki: "Allah'a şükürler olsun, iyiyim, çalışıyorum. Keşke güneş çabuk gitmeseydi, bu işi de bitirseydim. Zaman çabuk geçiyor, ömür durmuyor gidiyor. Gerçekten zahmet çekiyorum, ama bu da geçer, her şey böyle çabuk geçiyor." diyerek, manevi olarak ömrün ne kadar değerli olduğunu, geçmesine duyduğu üzüntüyü ifade eder. Demek ki meşakkat ve çalışmakla, ömrün lezzetini ve hayatın değerini anlıyor. İstirahat ve sağlık ise, ömrü acılaştırıyor ki, geçmesini arzu ediyor.
Ey hasta kardeş! Bil ki, diğer risalelerde detaylarıyla kesin bir şekilde ispatlandığı gibi; musibetlerin, kötülüklerin, hatta günahların aslı ve maddesi yokluktur. Yokluk ise kötülüktür, karanlıktır. Monoton istirahat, sessizlik, sakinlik, duraklama gibi haller yokluğa, hiçliğe yakınlığı nedeniyle yokluktaki karanlığı hissettirir ve sıkıntı verir. Hareket ve değişim ise varlıktır, varlığı hissettirir. Varlık ise tam iyiliktir, ışıktır. Madem gerçek bu; sendeki hastalık, değerli hayatını arındırmak, güçlendirmek, ilerletmek ve vücudundaki diğer insani organları bu hastalıklı uzvu etrafında destekleyici olarak yönlendirmek ve Yaratıcı'nın çeşitli isimlerinin nakışlarını göstermek gibi birçok görev için, o hastalık vücuduna misafir olarak gönderilmiştir. İnşallah hızla görevini bitirir gider. Ve sağlığa der ki; sen gel, benim yerimde daimi kal, görevini gör, bu ev senindir, sağlıkla kal.